Bu Sefer Farklı Olsun!
Mürşide TAŞ

Mürşide TAŞ

Bu Sefer Farklı Olsun!

23 Nisan 2020 - 17:59

Kola reklamlarının, gıda sektörünün pençesinde can çekişiyor. O sanki bir farz değilmiş de festivalmiş gibi eğlence yapanların elinde çırpınıyor.

Neyden mi bahsediyorum? Mevzubahis: Ramazan.

Üstünden geçinmediğimiz, tahrif etmediğimiz bir o kalmıştı değil mi? Kavramların özünü yiyip bitirdiğimiz gibi, 11 ayın sultanının da özünü yedik bitirdik. Bizim ona ayak uydurmamız gerekirken onu bize ayak uydurmaya zorladık. Şaşaalı hayatımızdan sıyrılamadık, onu süsledik, dünyamıza aldık. İftar sofraları değil, israf sofraları kurduk.

Oysa ramazan bereket, birlik, itikaf demekti. İbadet ve ruhu maneviyatla besleme ayıydı, tövbe için büyük bir fırsattı. Kadir gecesi onun içinde saklıydı. Değerini bilemedik. Özünü, anlamını, saflığını koruyamadık. Belki de bu çağın insanının en büyük sorunlarından biridir bu: "Hakikatin manasını koruyamama.”

Ne olur bu Ramazan farklı olsun.

"Kim yalan söylemeyi, yalanla iş görmeyi ve cehâleti terk etmezse, Allah'ın, onun yemesini ve içmesini bırakmasına (oruç tutmasına) ihtiyacı yoktur." (Buhari, Savm, 8) diyor Allah’ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem. Vallahi Ramazan'ı eğlenceye dönüştürdükten sonra bütün ay yemememiz, içmememiz hiçbir şey ifade etmiyor.

Her hak sahibine hakkını vermemiz gerektiği gibi Ramazan'a da hakkını verelim. ‘Ramazan Kılavuzu’ başlığı altında, sizlere birkaç madde emanet edelim:

1. ‘Zararlı olan def edilmeden, yararlı olan celp edilemez.’ hakikatine binaen, geçmişimizi muhasebe ederek güzel bir tövbeye ulaşalım. “Hepiniz Allah’a tövbe edin, ey mü’minler! Belki böylece korktuğunuzdan kurtulur, umduğunuzu elde edebilirsiniz.” (Nur Suresi / 31. Ayet) “Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar.” (Tahrim Suresi / 8. Ayet)

2. Amel ancak ilimle desteklenirse değer kazanır. Ramazanımıza değer katmak istiyorsak, işe ilmihal kitaplarımızın oruç bahsini okumakla başlayalım.

3. İmanımızı bir ev olarak tahayyül edersek; namaz bu evin direğidir. İbadetler ise evin eşyaları konumundadır, direği sağlamlaştırmadan evi eşyalarla döşememizin bir anlamı yoktur. Çünkü hepsi bir gün yıkılmaya mahkumdur.

4. Ramazan bir yönüyle de sabır ayıdır. Sadece açlığa değil, nefsin arzuladığı her şeye tahammül vaktidir; midemizi koruduğumuz gibi elimizi, dilimizi ve gözümüzü de muhafaza etmeliyiz.

5. Kur’an-ı Kerim yaşam kılavuzumuzdur. Ramazan’da bire binler sevap verildiğini hesaba katarak onunla daha fazla hemhal olalım. “Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.” (Buhârî, Tevhîd 52)

6. Ailemizle daha sık vakit geçirip anne-babamızın duasını almaya çalışalım. Birlik ve beraberlik ayı olan Ramazan’ın hakkını verelim. Akraba ilişkilerimizi Ramazan’dan sonra da devam edecek muhabbet düzeyine çıkaralım.

Son sözü Hasan-ı Basrî rahmetullahi aleyhe bırakalım:

“Allah Ramazanı kulları için bir yarış meydanı yapmıştır. Kullukta hepsi yarışmaktadırlar. Yarışı önde bitirip kazananlar ve geride kalıp helak olanlar olur. Kazananlar ve kaybedenlerin bir arada olacağı günde vay gülüp eğlenenlerin hâline!”

Bu yazı 751 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar