AFRİKA’DA BİR KÖY VAR UZAKTA
Mustafa MIZRAK

Mustafa MIZRAK

SEVGİ SOFRASI

AFRİKA’DA BİR KÖY VAR UZAKTA

24 Temmuz 2017 - 17:46
loading...

En korkunç acılar, sessiz olan acılardır.

Hayatın genişliği, uzunluğundan daha önemlidir.

Yaşam, her hastanın yatak değiştirme tutkusuna kapıldığı bir hastanedir. Kimi acısını soba karşısında çekmek ister, kimi pencere kıyısında iyileşeceğini sanır. Bana kalırsa, hep bulunmadığım yerde rahat edeceğimi sanırım. Yaşam içinde bir an oluyor, tanıdığın insanlar arasında, ölü olanlar, canlı olanlardan daha fazla oluyor. Ve beyin başka yüz hatlarını, başka ifadeleri kabul etmeye yanaşmıyor:

 

Rastladığı bütün yeni yüzlere, eski izlerin damgasını vurup, her birine en uygun maskeyi buluyor. Kendini öldüren insan, bilinçli ya da bilinçsiz çevresini suçlar. "Beni anlamadınız, bana yardım etmediniz, işte bu yüzden ölüyorum" demektedir sanki. Onu sevenler de, kendilerini sorgulayıp, suçlamaya başlarlar. "O gün şöyle demeyecektim, şu gün onu aramam gerekirdi. Neden bunu yapmadım, neden şunu yapmadım" diye acı çekerler. İntihar edenler, yalnız kendilerini değil, bir bakıma onları sevenleri de öldürürler. Kaldı ki, kendini öldürmek kolaydır, anlık bir cesaret meselesidir, asıl zor olan, bunca felâket arasında, fazla rezil olmadan yaşamak, gücünü bulmaktır. Ağaçlar arasında bir ağaç, hayvanlar arasında bir kedi olsaydık, bu hayatın bir anlamı olurdu. Daha doğrusu bu sorunun hiç anlamı olmazdı, çünkü dünyanın bir parçası olurduk. Oysa bilincimizle ona yakınlık duysak da, onun karşısındayız. İşte bizi evrenin karşıtı yapan da budur.

 

 

Mutlu olmak için, için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çoğumuz mutluluğu yüksekte ararlar, bazıları daha alçakta. Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır.

Hayat öyle anlaşılmaz bir şey ki; sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda susmadığın için kahreder.

İnsanlar saatin parçaları gibidir; kurulur, sonra fonksiyonlarını bilmeden işler dururlar.

İnsanların gerçekte ne düşündüklerini anlamak için, ne söylediklerine değil, ne yaptıklarına bakın.

Bir gerçekliğin belirsiz, kavranamaz ve istikrarsız olması, onun var olmadığı anlamına gelmez.

Sevgiye kapısını açan ve karanlığa kilitleyen bir anahtara sahip olana müjdeler olsun. Karanlığı açan ve sevgiyi kilitleyen bir anahtarı olana da yazıklar olsun!

İnsan aklı gücünün yetmediği ve idrak edemediği şeyleri inkar eder.

Köşe başlarında yırtık urbanla, kirli ellerinle avuç açan, sefil insanla birbirimizden farkımız yok.

 

 

Dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir.

Olgun bir adamı dost edinmek isterseniz, eleştirin. Basit bir adamı dost edinmek isterseniz, övgüler yağdırın.

Düşüncelerinizi çok açık seçik dile getirmeyin. Çoğu insan anladığı şeyleri küçümser, anlamadıklarına saygı duyar.

En ciddi şeylerin temelinde, en önemsiz şeyler vardır, zaten küçük çekirdekten doğar kocaman bir ağaç.

Herkes, sevgilimizi bir anda yitirdiğimiz için acı çektiğimizi sanır. Oysa gerçek acı çok daha saçma: İnsan üzüntüsünün sürdüğünü gördüğü için acı çekiyor. Acı çekmenin bile anlamı yok.

Boğulmaya yüz tutmuş insan, denizdeki yırtıcı balığın yüzgecine tutunur.

 

 

Afrika'da bir köy var. Oranın yerlileri, timsah dolu derin sulara diz boyu girip, balık avlarlar. Yakaladıkları balıkları, değiş-tokuş yapmak için, yakınlarındaki bir başka köye gönderirler. Öbür köydeki tek sanayi kolu, tahtadan takma bacak yapımıdır. Bilim ve sanat bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanan toplumlar uçar ve özgür olurlar. Uçamayanlar ise tavuk olur. Tavuk toplum, önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz.

Hayatı yaşamanın iki yolu vardır. İlki, hiç bir şeyin mucize olmadığını düşünmek, diğeri ise, her şeyin sevgi olduğunu düşünmektir. EVGİYLE KALIN. ÇÜNKÜ SEVGİNİZ YOKSA İÇİ BOŞ ÇINLAYAN BİR BAKIR KAPTAN FARKINIZ OLMAYACAKTIR...

Bu yazı 2649 defa okunmuştur .

Son Yazılar