DÜŞÜNCENİN DÜŞMANI
Mustafa MIZRAK

Mustafa MIZRAK

SEVGİ SOFRASI

DÜŞÜNCENİN DÜŞMANI

08 Temmuz 2017 - 20:04
loading...

Toplumu güç kullanarak susturduğunuzda, duygularını,düşüncelerini açıklama özgürlüklerini kısıtladığınızda, onları illegal yollarla özgürlüklerini aramaya itersiniz.Bireylerin veya toplumların kendilerine özgü yaşam biçimlerini,gelenek ve göreneklerini,hepsinden önemlisi dillerini tutsak ettiğinizde bu insanların özgürlük arama mücadelesine terör diyemezsiniz. Terör başka bir şeydir.Unutmayalım birileri yasadışı işler yapıyorsa, bu, yasaların toplumsal düzeni bozduğunu gösterir.İstisnalar üzerinde durup yorulmayalım boş yere.

Türkiye’de büyük çoğunluk korku içinde yaşıyor.

Özgürlükler olmazsa yaşam da olamaz. İnsanlar ve toplumlar özgür olmadan mutlu, başarılı, üretken olamazlar.

Günü birlik yaşayıp sıradan bir hayatın içinde kaybolmak ve geçmişin girdabına çakılı kalmak,gelecek endişesi ile yaşamak tutsaklığın özgürce yaşanmasıdır.

Klişe laflar yerine yaşam biçimi olarak özgürlüğe taraf olduğumuz da bir başkasının özgürlüğü önünde takoz olmayı da bırakmış olacağız.

Felsefi bir kavram olan bireysel özgürlük kısa tanımıyla: “kendi hareketlerini kontrol edebilme niteliği“dir.

Yitirilmeden önemi anlaşılmayan bir değer olan özgürlük konusundaki düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.Uğrana yüzlerce kitap,binlerce şiir bir o kadar da şarkılar,türküler bestelendi.Her bireyin Özgürlüğe bakışı farklıdır.

Ve özgürlük evrensel olarak

herkesin, duygularını, düşüncelerini sözle, yazıyla, resimle, hiçbir engele takılmadan anlatabilmesi, bunları başkalarına iletebilmesi hakkını kullanmasıdır.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin en temel öngörülerinden birisidir özgürlük..

Eylem Özgürlüğü, Kişisel özgürlük, Düşünme özgürlüğü, Bilinç özgürlüğü ve Fiziksel özgürlük.Bu özgürlük taleplerinin her birine yüzlerce sayfa makale yazılabilir.Nasıl ki düşünce sınırsız ise özgürlükte sınırsızdır.Ama bu sınırsızlık başkalarının özgürlüğünü kısıtlayıcı bir harekete dönüşmediği sürece.

Bu nedenle özgürlük ancak sevginin egemen olması ile hedefine tam anlamıyla ulaşabilir.Ekonomik ve sosyal olanaklar tam olarak Özgürlüğün tanımını asla ifade edemez.Sevginin egemen olmadığı sosyalist ve komünist düzende gerçek özgürlükten söz etmek mümkün değildir.Zorunluluk ile özgürlük arasındaki diyalektik bağlantıda zorunluluk her zaman özgürlüğün önkoşuludur. Ve sevgi daima bir ön koşul olarak vardır.

Özgürlükten eylemde bulunma ya da bulunmama gücünü anlarsak özgürlük vardır demektir.

Özgürlük klasik ifade ile insana ait olanı, layık olanı vermeye yönelik kalıcı ve sağlam istektir.

Gerçek, adalet ve özgürlük değerleri, sevginin iç kaynağından doğar ve gelişir.

Hiç bir yasa, hiçbir kural veya anlaşmalar sistemi insanları ve halkları özgürlük,birlik, kardeşlik ve barış içinde yaşamaya ikna edemez; hiç bir ifade veya sav sevginin çağrısını aşamaz.

İnsanın özgürlüğü; istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır.Ve buda ancak sevgi ile mümkündür.

Sevgi ile kalın. Çünkü sevginiz yoksa içi boş çınlayan bir bakır kaptan farkınız olmayacaktır.

Bu yazı 2280 defa okunmuştur .

Son Yazılar