Doğadan Gelen Şifa…
Sevinç Gizem Bozkurt

Sevinç Gizem Bozkurt

Doğadan Gelen Şifa…

12 Mayıs 2021 - 13:35 - Güncelleme: 19 Mayıs 2021 - 15:27

Yeşilin bağrında; ağaçlarla, hayvanlarla, bitkilerle, derelerle vakit geçirmenin insan sağlığına olan faydasını hepimiz Covid 19 salgınıyla birlikte daha derinden hissetmeye başladık. Maske, sosyal ve fiziksel mesafe gibi önlemler kapsamında en yakınlarımızdan, aile büyüklerimizden uzaklaşmak durumunda kaldık. Doğamız gereği sosyal varlıklar olsak da giderek yalnızlaştık ve yalnızlaştıkça da yaralar almaya başladık.  Eğitimlerin, iş hayatının uzaktan ve çevrimiçi olması insanımızı mekanikleştirdi, duygulardan uzak, içekapanık daha maddi düşünen varlıklar haline getirdi. Gerek bilişsel gerek psikolojik olarak zorlanmalar yaşayınca da bu süreci daha sağlıklı atlatabilmek adına yeni çareler aramaya başladık. Ve ilk olarak doğa ile olan ilişkimizi yeniden gözden geçirmeye karar verdik.

Önem vermediğimiz, her gün bir önceki günden daha fazla kirlettiğimiz, getirim adına yeşilden uzak kentler tasarladığımız ve maddi kazançlar için acımasızca yok ettiğimiz hayvanlar ve bitkiler... Sonunda dünya bir salgınla tüm bunlara  karşılık veriyor ve insanın âciziyetini gözler önüne seriyor. Şifa ise yine doğadan geliyor.

Burada adından söz etmeden geçersem birçok şeyin eksik kalacağı bir uygulama alanı mevcut ‘ekoterapi’. Ekoterapi çevreye yarar sağlarken bireylerin sağlığını ve refahını arttırmak için tasarlanmış, koruyucu/destekleyici faaliyetler yoluyla çevrenin tedavi edici olarak kullanılması. (Er, vd., 2020) Ekoterapi türlerinden olan bahçeciliğin, insan ve bitki etkileşimini sağlayarak ruh halini iyileştirmek, kaygı seviyesini normalleştirmek, depresyonu ve yaşlıların hissettiği yalnızlığı azaltmak gibi yararları mevcuttur. Hayvan destekli müdahaleler, çiftçilik uygulamaları, yeşil egzersizler, doğa ve sanat etkinlikleri ve doğanın birincil tedavi kaynak olduğu varsayımını taşıyan özel ekoterapi teknikleri de diğer ekoterapi türlerinden. (Ak, 2021). Doğada olmak odaklanmayı, dikkat kontrolünü, problem çözme becerisini geliştiriyor, stresi azaltıyor, uyku verimliliğini olumlu yönde etkiliyor ve mutluluk hormonu salınımını ve olumlu düşünceyi arttırıyor. Kısaca salgınla birlikte daha hızlı kaybettiğimiz birçok şeyi doğadan geri kazanıyoruz.  Yeşille daha fazla iç içe olmak, bir çiçek yetiştirmek, kendi sebzemizi üretmek, fırsat buldukça alışveriş merkezleri yerine ormanlara koşmak, bir sahil kıyısında pedal çevirmek tahmin ettiğimizden çok daha kolay şifalandırıyor bizleri.

Bir ağaca sarılmak, bir kelebeği kovalamak, sincabın cevizi kabuğundan ayırmasını seyretmek, bir ırmak boyunda yürümek, dağa tırmanmak, yaban çiçeklerine dokunmak,  ağaçların arasından geçen güneş ışıklarını takip etmek, bir kozalağı koklamak, ağaçkakan sesini dinlemek, yalınayak toprakta koşmak, bir tohumun meyveye dönüşmesini beklemek, gözlemlemek… Hepsi doğayla bağlantı kurmanın ve daha iyi hissetmenin yolları. Ve şimdi bu denli yalnızlaşmışken unuttuğumuz güzellikleri yeniden keşfetme vakti.

 

 

KAYNAKÇA:

Er, F.,Canatan, Ç., Barut, B., Kara, Y., ( 2020). Sosyal Hizmet UyguamalarındaEkopsikolojiyi Düşünmek, Sosyal Bilimler Dergisi. 5(1), 76.

Ak,Özlem. (2021).Doğanın İyileştirici Gücü ‘Yeşil Reçete’.Bilim ve Teknik Dergisi. 5 (54),14.

Bu yazı 974 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar